90’lı yıllar demeyelim de çocukluk yıllarımız güzeldi diyelim, genelleyelim. :)

90’lı yıllar demeyelim de çocukluk yıllarımız güzeldi diyelim, genelleyelim. :)
1. Doğalgaz
Çözüm: Charmender
Biliyorsunuz Charmender turuncu, iki ayağı üzerinde durabilen, bazı dinazor özelliklerine sahip olan bir semender pokemondur. Ateş tipidir ve ateş nefese sahiptir. Kuyruğunun ucunda da daimi yanan bir alev vardır (hayvanın kuyruğunda doğal gaz var). Flamethrower, fireblast ve dragon rage gibi atakları vardır. Dövüşlerde tırmık ile rakibine faça atabilir.
Hayvandan özenle extrakte edilmiş doğalgazı evinizde kullanabilirsiniz. “Doğalgazı aldık diye yan gel yat, yok, charmender! Burası yan gelip yatma yeri değil.” diye kızarak hayvanın “SLASH” özelliğini et, meyve, sebze kesme işlemlerinde kullanabilirsiniz. Bir köşeye koyun, verin önüne soğanı, doğrasın dursun.
2. Elektrik
Çözüm: Pikachu
Biliyorsunuz Pikachu tıknaz, sarı tüyleri olan, uzun kulaklı, zigzag kuyruklu, tatlı mı tatlı, şeker mi şeker, munis, beni de çok seviyor…doğru mu?(!) bir fare pokemondur. Hayvan elektrik tipi pokemon olduğu için ev elektriği işlerinde sorumlu kılabileceğiniz ideal adaylardan biridir. Ev elektriğini karşılamak için thunderwave, thunderschock gibi ataklar kısa devreye yol açabileceği için, 220 volt’u geçmeyecek bir move olan thunder’ı kullanmanız tavsiye edilir. Hayvana başka iş yüklemek istiyorsanız da bir jeneratör alın, 3-4 saatte bir bu gider, jeneratörü doldurur, gelir. Gün içinde bakkala sigara, ekmek almaya da yollayabilirsiniz. Bazıları arsızdır, paraüstü için pazarlık yapar. Bırakın çirkefleşmesin, sakız, gofret falan alsın. Çarpar mazallah.
3. Su
Çözüm: Squirtle
Biliyorsunuz Squirtle küçük, mavi renkli, iki ayağı üzerinde durabilen, sırtında kabuğu olan bir kaplumbağa pokemondur. Watergun, hydropump, bubbles gibi atakları vardır. Evde analarımızın su kesilmeden doldururuz diye sağda solda sakladığı koca kovalardan bol bulunuyorsa squirtle bunları seve seve doldurur. Köpük banyosu yaparken kendisinin bubbles atağını kullanabilirsiniz. Charmender’den extrakte ettiğiniz doğalgazla şofbeninizi canavar gibi çalıştırıp, Squirtle yardımıyla da sıcacık bir duş alabilirsiniz. Hem de 5 kuruş para vermeden. (Hayvanların yemini suyunu saymazsanız.)
4. Yemek
Çözüm: Bulbasaur
Biliyorsunuz Bulbasaur küçük, mavi-yeşil renkte, bazı dinazor özelliklerine sahip olan kurbağa tipi bir pokemondur. Aynı zamanda da tohum cinsi bir pokemondur. Leech Seed atağıyla sağdan soldan tohumdu, çekirdekti falan toplar. Vine Whip ve Razor Leaf ataklarıyla bahçe işlerine bakar, tarım yapar. Solar Beam ile fotosentezi sağlar, ürün alır, emekçidir.
Evet dört adımda faturasız, zamsız, dertsiz, tasasız ev geçindirme önerilerini sunduk. Onlar parasızlığa, doğa düşmanı enerji kullanımına, aleyhimize olan uluslararası enerji anlaşmalarına, haksızlığa karşı çıktılar. Onlar faturayla, parayla ya da sayaçla değil, sevgiyle çalışıyorlar.
HER EVE 4 POKEMON. HEDEF 2023!

GOT AWAY SAFELY! (Pokemon Red, Blue, Yellow, Green Gameboy)
MvDon
Nisan 2012
Stevie Wonder & Sting - Fragile (live 60th Birthday, New York)
Fragile
Fragile, Sting tarafından 1987’de Nikaragua hidroelektrik projesinde çalışırken “the Contras” adındaki komünizm karşıtı ve ABD yandaşı isyancı gruplar tarafından öldürülen Amerikalı inşaat mühendisi Ben Linder’ın anısına bestelenmiştir. Şarkı, ABD’nin Panama’yı işgal etmesinin gerçek sebeplerinin yer aldığı “The Panama Deception” adlı videoda yer almıştır.
Sözler
Sözlerin duyu ve duygulara hitabı bir ustanın elinden geçtiğini haykırıyor. Esin kaynağı tek bir olay olmasına rağmen, genel bir mesaj taşıyor.
If blood will flow when flesh and steel are one,
Drying in the colour of the evening sun
Tomorrow’s rain will wash the stains away,
But something in our minds will always stay.
Perhaps this final act was meant
To clinch a liftime’s argument
That nothing comes from violence and nothing ever could.
For all those born beneath an angry star,
Let’s we forget how fragile we are
On and on the rain will fall
Like tears from a star.
On an on the rain will say,
How fragile we are.
Müzik
Müzik armonik ve ritmik olarak olabildiğince sade, sade olmasına rağmen dikkatli dinlendiğinde farkedilebilecek oldukça güzel yedirilmiş yaylı, perküsif, üflemeli ve chorus motifleri var. Parça intro ve outro haricinde iki armonik patterna sahip. Defalarca dinlense bile sıkmayacak ve üstüne sayısız melodik motif eklenebilecek (ki eserin bütünlüğünü bozmayacak derecede eklenmiş) açıklıkta. Aranjman ve icra sözlerin vereceği mesajın önüne geçmiyor, sıkmıyor, defalarca dinlendiğinde küçük ayrıntılarla dinleyicilere sürpriz yapıyor.
Stevie Wonder
Kendimce, başkaları eserlerini okuduğunda eserde kendini aratan, başkasının eserini okuduğunda eseri kendisine ait hissettirebilenlerin gerçek yorumcular olduğundan şüphe duymuyorum. Benim için Stevie Wonder bu yorumculardan biri. Genre’lara sığmayan, müzik marketlerde kendisine genre açmak zorunda kalınan ve müziği çaldığı enstrümana bağlı olmayan gerçek bir müzisyen. Bir dakika önce söylediği melodik motifi, bir dakika sonra harmonikasında tekrarlayabilen, benzer motifi bir sonraki parçada klavyesinde duyabileceğimiz, müziğini kafasında şekillendirmiş ve bitirmiş bir müzisyen Stevie Wonder.
Fragile ses tellerinde, nefesinde, dudaklarında yeniden şekilleniyor. Şarkının yıllardır alıştığımız sakin atmosferine tizlerinin kusursuz tansiyonuyla şimşek gibi çakıyor, eseri dramatikleştiriyor. Müziğin başlamadan önceki ilk eslerinden, bitişinin ardından gelen son eslerine kadar aralıksız müzik yapıyor, yaşıyor.
Evrende sonu gelmeyecek tek şey müzik.
İnsanlığın en saf, en ahlaklı mirası şüphesiz,
müzik…
Tam canınız sıkılırken Volkan Konak’ı düşünün. Derdi, sıkıntıyı neşe ve enerjiye yediriyor. O, orta yolu buluyor.


Hayatımda gördüğüm en yaratıcı ve en güzel karikatür diyaloglarıdır. Olay Anadolu Selçuklu zamanında geçiyor muhtemelen.
1. Kare
Özercik’in Babası: Ey oğulcuk! Kahramanlık eyleyesün, ad devşürüp ismin belleyek. Aksi takdirde isimsiz gezesün, s.k kadar namın solucan delüğü doldurmaz.
Özercik: Bi tek solucanı anladım.
2. Kare
Sıradan bir asker: İsmin kazanup, atın belinde seküp, kanlu kılıcın kabzasu düşmeye sağ elinin oyuğundan, cenk edip, kelle sayup, şeklini belli edesun, avrad deyü saymayalar, avrat belinde elin gezdürmezler.
Özercik: Kuracağın cümlenin ebadına sokiym.
3. Kare
Hanın birinde bir kadın: Yabancu diyar eyleyüp, el çadırı çiğneyüp, kımız atığı, at eti yağlayup, avrat avrat deyü aranup, er kişiye dur dirler, ismin nedür, nicedür?
Özercik: Ne isimmiş arkadaş.
Son Kare
(Özercik’ten Ölüm öncesi bizzat kendinin bizzat kendisine yazdığı sagu niteliğinde)
Özercik: Erlerden bir erim, varsayın kü Özerim. At derüsü, avrat gerüsü, su testüsü, kılıç kabzasu, ipümle kuşağım, s.kümle t.şşağum.
Namumu solucan delüğüne, kellemü tüy ilmiğüne, tipümü dört kareye sığdıran babayiğüde avrat bile dimem. Avratluk zordur…
İsiz acun eyüdür kabalaluk acundan, dünyayı s.klemem kaysa avucumdan.
Özer Aydoğan
16 TL hava parasına Air of Istanbul‘a sahip olabilirsiniz.
Karşı tarafın üzülmesine sebebiyet veren
Bir söz, bir davranış, bir karar sonrası
Üzgünüm demek ile özür dilerim demek arasındaki fark üzerine,
Hiç düşündünüz mü?
Mevcut duruma göre
Değişkenlik gösterse de,
Üzgünüm demek
Genellikle bencilliği barındırır.
Harflerin arasında küçük puntolarla,
“Yaptığımdan mutluluk duymasam da,
Bunun sana üzüntü vereceğini bilsem de,
Bunu kendi benliğim ve iyiliğim için,
Daha iyi bir hayatım olması için yaptım.”
yazar.
“Aynı durumla tekrar karşılaşsam,
Yine aynısını yapardım” vardır
Üzgünüm‘ün,
Beş harfli acizliğinde.
“Özür dilerim”
Bencilliği elinin tersiyle itebilmiş,
Erdemli insanların kurduğu cümlelerde yer alır.
Erdemli insan benliğinden sıyrılmış,
Hayata bireysellikten öte bir pencereden bakan,
Kişisel kaygılarının,
doğru’dan öteye geçtiğindeki tehlikeden
Korkan insandır.
Özür dilerim‘de
Pişmanlık,
Hatasını kabullenmişlik,
Ders almışlık ve
Tecrübe edinmişlik vardır.
Ki bunlar
Kişiye,
Üzgünüm‘den,
Daha iyi bir hayat sunar.
MvDon
Mart 2012
Yeni Hikaye Karakter Artworkleri
Üşenmedim çizdim.
1) Limon’a bir gözlük,
2) Portakal’ın bıyıklarını sarartmak,
3) Bir de diğer karakterlere tip bulmak lazım.
Haftalardır bir hikaye yazıyorum. Yaklaşık otuz sayfa yazdım, bunun oniki sayfası Limon adlı karakterin küçük dairesinin betimlemesi ile geçiyor. O oniki sayfa objektif bir bakış açısı ile okunduğunda bile oda bir köşesinden diğer köşesine kadar öğrenilebiliyor ve benimsenebiliyor. Son iki gündür de boş zamanlarda karakterler için artwork yapmaya çalışıyorum.
Gün içerisinde daldığımda kendimi Limon’un dairesinde kitap karıştırırken, Portakal’ın yerinde kahve içerken buluyorum.
Mekan ve karakter betimlemesine fazla dalınca boş kaldığımda onlar gerçekmişçesine gözümün önüne geliyor, zihnimde canlanıyor.
ps. Henüz gerçek ve kurgu arasındaki farkı ayırt edebiliyorum.
Sevgiler,
MvDon